Hello World! diyerek bir yazılım klişesi ile mertinal.org sitesinin ilk yazısı ile karşınızdayım.
Bugün bu yazıda neden blog tutasım geldi ve günümüzde blog tutmanın neden bana hala önemli geldiği konularını kişisel olarak ele alacağım. Bu blogda yazdığım bana ait cümlelerin hiçbirinde yazım ve noktalama yanlışları olmasına takılmayacağım. Çünkü insani olarak kalmasını , bana ait olmasını ve gerekirse hatalı olmasını istiyorum.
Bugüne kadar çok fazla blog açıp kapatan biri olarak bu blogun hem hayatım boyunca kalıcı olmasını temenni ediyor hem de öğrenme ve yazma serüvene bakış açımı değiştirmesine katkı sunmasını umuyorum. Genelde yazılım notlarımdan oluşacak bu blog “mutlaka yazman lazım ! mutlaka yazman için mutlaka öğrenmen lazım !” gibi kural setlerini bana dayatmayacak. Özel hayatımda artık “Şu kursu şu kadar sürede bitireceksin, bitirmelisin” yok. Burası sadece rutin oluşturma çabamda bilinç altıma sinyaller verecek. Bu blog okunmak için yazılmayacak ve sitede google analytics bile olmayacak.

Özgün Düşünce Hala Değerli Olmalı
Gerek iş yerinde gerekse kendi kişisel hobi projelerinde aktif olarak yapay zekayı kullanan biri olarak (şirketin tanıdığı aylık premium requestleri ayın yarısında bitiren) bu blogu tutmaya başlamamdaki ilk neden; kendimde gözlemdiğim ve beni içten içe rahatsız eden o salaklaşıyorum ve tembelleşiyorum hissidir. Ben bu duyguyu vibe coding yapmadan , yapay zekayı olabildiğince ihtiyaç duyduğum kod parçacıklarında kullanmaya çalışırken yaşıyorsam ; neredeyse hiç bir mühendislik , sorgulama ve özgünlük içermeden sadece bir kaç prompt girerek yaptırılan uygulamalardaki hissi merak ediyorum.
Belki çoğu kişiden duyduğum ben bu işin ameleliğini yapay zekaya yaptırıyorum sözünü de irdelemek lazım. Burada amelelik denilen şey sadece klavyeden tuşlara basmanın ötesine sık sık taşıyor ve ufak da olsa “düşün” gerektiren noktalara da sarkıyor olmalı ; çünkü çoğu zaman kod satırının bizati kendisi kadar detay prompt girmekten kaçınırız.

Ünlü bilim insanı Charles Darwin’e atfedilen “Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan; değişime en açık olandır, hayatta kalan.” sözüne katılıyorum. Burada yapay zekaya bir düşmanlık içerisinde değilim. Kullanıyorum ve artarak kullanmaya devam edeceğim. Sadece insanın en değerli yapısını düşün üretme mekanizmasını gönüllü ve koşulsuz yapay zekaya delege etmesinin oluşturucağı potansiyel tehlikeye işaret etmek istiyorum. Günün sonunda yapay zeka olmadan 20 satırlık basit bir fonksiyon bile yazamayan , düşünme yetisi tamamen felç olmuş nesillerin oluşturabileceği tehlike göz önünde bulundurulmalı.
Yapay Zekayı Eleştirmek = Ludizm midir ?
İnternette ve özellikle twitterda kendine vibe coder diyen , genellikle yazılım mühendislerine sallayan hatta “software engineering is not real job anymore” şeklinde trollükler yapan bir kaç kişinin “Osmanlıda matbaya karşı çıkmıştı , ludistler işten kovulmamak makineleri yakmıştı. Yapay zekaya saldırınız bu yüzden” şeklinde demeçlerine de biraz bakmak gerekiyor.

Yazılım/Bilgisayar mühendisliği yapamamanın verdiği ağır kompleks yüzünden açığa çıktığı çok bariz bu saldırı vari cümlelerin altında aslında trollükten başka bir şey yatmıyor. Her zaman ki gibi kolay olana akın eden , az emek çok çıktı ve çok para beklentisinden başka bir şey hedeflemeyen mentalinin bir ürünü bu saldırı. Kendisine kolay olan şeyin dünya üzerinde yaşayan tüm insanlara aynı derece kolay olduğunu ve bir şey herkes için aynı derece kolay ise oradan elle tutulur bir kazanç elde etmenin şans haline geleceğini bilmiyor.
Kendine güvenen , analitik düşünebilen hiç bir mühendisin yapay zekadan korkmasını ve çekineceğini düşünmüyorum. En iyi araçlar en iyi pilotların elinde gerçek performansına ulaşabilir. Yapay zeka sistemdeki bazı insanların işten çıkmasına neden olacaktır tabii ki fakat yeni işe alanları da açacaktır ve açacağı bu yeni iş alanlarına yine ilgili konuların vasıflı ve kalifiye kişileri girecektir.
Fakat bence yapay zeka karşıtlığı yapanlar varsa bile bu yaptıkları yine de matbaya karşı çıkmakla eş değer değildir. Tekerlek , matbaa , makine , bilgisayar gibi insanlık tarihinin farklı zamanlarında ortaya çıkmış araçlar insanların fiziksel operasyonlarını insanların “zekasının” kontrolüne sunmuştur ve bu zekadan çıkan düşünce tarafından yönetilmiştir. Fakat yapay zeka ilerledikçe ve geliştikçe özgün düşünceden , zekadan vazgeçiliyor ve bu kontrolde kaybedilmiş oluyor. İnsan olmanın , yapay zeka ile donatılmış bir makineden bilinç dışında bir farkı kalmıyor , şimdilik.
Yapay Zekasız Yazma ve Notlar Alma
İşte tüm bu sebeplerden dolayı yapay zekanın verdiği o konfor alanından bir tık uzaklamaya çalışmak , bu konuda kendime bir miktar direnç oluşturmak , yazılım konseptlerini öğrenirken ve kurslara devam ederken kendime notlar almak için bu blog sitesinin benim için faydalı olacağını düşündüm. Sadece işim düştüğünde , işim düştüğü konuyu yapay zekaya sorarak ilerlemenin öğrenme açısından bende kalıcı bir etki yaratmadığını fark ettim. Blogda yazacağım ilk konular asenkron programlama ve design patternler üzerine olacağını düşünüyorum. Yazının başında da belirttiğim gibi burada kendime bir tarih kıstası koymadan ilerleyeceğim ve bu siteye notlar alacağım. Nadiren de olsa kişisel yazılar ve paylaşımlar da yaparım diye düşünüyorum.
Şimdilik bu kadar 🙂
Bir yanıt yazın